24/6/2007 - Sezgisel Kişilik ve Duyumsayan Kişilik
Sezgisel Kişilik ve Duyumsayan Kişilik
Yemek yaparken tariflere harfiyen uyar mısınız yoksa bir şeyleri biraz eksik biraz fazla katmanın veya birkaç yeni malzeme ilave etmenin daha iyi olacağını mı düşünürsünüz?
Bir işi gerçekleştirirken direktifleri harfiyen uygular mısınız yoksa ‘bu işi gerçekleştirmenin başka yolları da vardır mutlaka’ şeklinde düşünür yeni yöntemler mi geliştirirsiniz?
Ayrıntılar sizce önemli midir yoksa ayrıntılar vakit kaybından başka bir şey değil midir?
Sahip olduğunuz becerilerinizi geliştirmek mi sizin için önceliklidir yoksa yeni beceriler edinmek mi?
Bu örneklerin ilk kısmında ‘işte bu benim’ dediyseniz siz bir ‘Duyumsayan’ kişiliksiniz. Eğer ikinci kısım sizi ifade ediyorsa bu durum da siz bir ‘Sezgisel’ kişiliksiniz.
Duyumsayan kişilikler bilgiyi 5 duyu organı vasıtası ile alırlar, direktiflere ve ayrıntılara önem verirler her şeyi önceden deneyimlenmiş ve kabul görmüş prosedür ile yaparlar. Gerçekleşmiş veya gerçekleşmekte olan olaylar ve gerçekler ile ilgilenirler. Bir şeyler üzerimde düşünmekten fikir yürütmektense harekete geçmeyi ve gerçekleştirmeyi tercih ederler. Dolayısıyla pratikleri sezgisellere göre daha gelişmiştir.
Sezgisel kişilikler ise bilgiyi parçalar halinde değil bir bütün ile bağdaştırarak alırlar. Daha geniş düşünebilirler ancak bu durum onların ayrıntıları ihmal etmelerine sebep olabilir. Direktifler sezgiselde kaosa sebep olur ve bunları akıllarında tutamayacaklarını düşünürler. Bu nedenle direktifleri izlemezler kendi yöntemlerini geliştirirler. Geçmiş veya gerçekleşen ile değil gelecek ve gerçekleşmesi muhtemel olan ile ilgilenirler. Bu nedenle duyumsayanlara göre ön görüleri daha fazla gelişmiştir.
Sezgiseller günlük işleri gerçekleştirmekte zorluk çekerler ve bunları yaparken çok fazla enerji harcarlar. Onlar hep ileriyi düşündüklerinden günlük işleri unutabilir veya aksatabilirler. Duyumsayanlar içinse günlük işler sorun değildir bu işleri aksatmadan zamanında yapabilecek yetilere sahiptirler.
Sezgiseller ve Duyumsayanlar birbirlerini anlamakta zorluk çekebilirler. Sezgiseller Duyumsayanların hayal güçlerinin zayıf, geçmişe bağlı kaldıklarını ve yeniliklere açık olmadıklarını düşünürlerken Duyumsayanlarda Sezgisellerin gerçekçi olmadıklarını ayrıntılara önem vermediklerini ve sorumsuz olduklarını düşünürler.
Bu iki ayrı kişilik kendilerini ve karşılarındaki kişiliği tanıdıklarında daha iyi bir iletişim kurabilirler. Kendi kişilik yapılarına uygun işlerde çalıştıklarında hem daha az enerji harcamış olurlar hem de daha verimli…
Toplumun sezgisellerin hayal güçlerine, yeni keşiflerine duyumsayanların ise pratik çözümlerine ve harekete geçme yetilerine ihtiyacı var. Yeter ki bu farklı kişilikler doğru yerde ve doğru şekilde organize edilmiş olsun…
Aslıhanca
|