Aslıhanın Açısından

16/9/2008 - Türkü- Yarim Yarim





Bu aralar en çok dinlediğim türkü...
İnsanlara böyle türküler yazdıran sevgiler kalmamış artık...
Son 50 yılda herşey ne kadarda değişmiş...
Herşey maddileşmiş ve nesneleşmiş...

yarim yarim


SEVDAN İLE DÜŞTÜM YABAN ELLERE
DALIP ÇIKTIM ATEŞLERE KÜLLERE
GİYİN DEMİR ÇARIK GEL ARDIM SIRA
DAĞLARA YOLLARA ÇÖLLERE

DİYARDAN DİYARA BİR YOL
SOR BENİ YARİM YARİM
BUL BENİ YARİM YARİM
GÖR BENİ YARİM YARİM
AH BENİ BENİ

SEN KALEM OL BEN DE KÂĞIT
YAZ BENİ YARİM YARİM
ÇİZ BENİ YARİM YARİM
ÇÖZ BENİ YARİM YARİM
AH BENİ BENİ

KURBAN OLAM MIZRAP TUTAN ELLERE
YANIK YANIK TÜRKÜ DİYEN DİLLERE
DERTLİ DERTLİ NAME ÇALAN TELLERE
DAĞLARA YOLLARA ÇÖLLERE



 
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

12/7/2008 - Kurgu



                                              



“Boş sandalye egzersizi” ismiyle anılan karşındaki kişiyi anlamak empati yapmak için kullanılan bir egzersiz varmış bu sabah hakkında bir makale okudum.

Uygulamak ve seni anlamak istedim. Senin sandalyene oturdum senin yerine koymak istedim kendimi. Ama yapamadım senin yerine koyamadım kendimi, çok uzak hissettim seni kendimden ya da beni senden. Henüz keşfedilmemiş mağaranın girişinde gibiyim. Mağara hakkında hiçbir şey bilmiyorum derinliği nedir, içinde ne gibi güzellikler var, ne gibi tehditler? Her şey karanlık daha aydınlatılmış çok az şey var. Anladım ki bu sandalyeye oturmak için henüz çok erken.

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

2/4/2008 - Hayatı Click'lemek

 

 

Dün gece CD den ‘Click’ isimli bir film izledik daha öncede bu filmi izlemiştim ve filmin konusundan çok etkilenmiştim.

Film terfi etmek amacıyla gecesini gündüzüne katarak çalışan bu arada ailesine gerekli ilgiyi göstermeyen bir mimar   hayatını konu alıyor. Tabi sıradan bir hayat değil mimar Michael’ın ki… Michael ancak terfi edip çalıştığı şirkete ortak olduğu zaman  herşeyin yoluna gireceğini, kendisi ve ailesi için gerekli zamanı ayırabileceğini düşünüyor ve bunu sağlamak için sürekli ‘bugün’den feragatta bulunuyor. Aslında eksik bıraktığı sadece kendi yaşamı değil eşinin, çocuklarının ve anne-babasının yaşamlarını da eksik bırakıyor. Ama bu eksik bırakmaların bedelini hayatındaki en önemli insanları kaybederek ödemek zorunda kalıyor.

Michael, terfi ederek şirket ortağı olmak için geceli gündüzlü çalışırken Morty ismindeki yeni tanıştığı biri ona hayatını programlayabileceği bir kumada hediye eder. Michael önceleri kumandayı köpeğini susturmak, ilgisizliğinden şikayet eden eşinin tartışırken sesini kısmak ve tartışma anını yaşamamak veya hastalandığında hastalık dönemini yaşamamak  için zamanı ileriye almak, anne-babası, eşi ve çocukları ile geçireceği bir akşam yemeğinden kurtulmak için kendini kopyalayarak çalışmaya devam etmek için kullanıyordu.  Tabi bu arada evrensel kumanda onun atlamak için programladığı herşeyi hafızasına aldığından hayatında tekrar bu gibi durumlarla karşılaştığında hep kötü dönemi atlattığı ve olmak istediği döneme getiriyordu zamanı. Örneğin eşi ile tartışmaya başladığında kumanda devreye giriyor ve tartışmanın bittiği ve barıştıkları zamana getiriyordu yaşamını. İlk önceleri bu Micheal için mükemmel bir durum olsada Morty’nin tüm uyarılarına rağmen kumandayla yaşamını terfi ettiği ‘an’a alması işleri karıştırmaya başlar.  

Micheal terfisinin 3 ay süreceğini planlamıştı ve 3 aylık süreci yaşamasada hiçbirşey kaçırmayacağını düşünüyordu hatta bir çok kötü an’ı da yaşamayacağını… Ancak terfisi tahmin ettiğinden daha uzun sürdüğü için 1 yıllık bir zaman dilimini yaşamamıştı. 1 yıl sonrasında kendisini terfisini kutlama partisinde bulduğunda herşey yolunda gibi görünüyordu ancak zamanla bir yılda nelerin değiştiği ortaya çıkmaya başladı. Artık sorunların iyice arttığı ve evlilik danışmanına başvurularak zoraki yürüyen bir evliliği ve çizgifilm çağlarını kaçırdığı çocukları vardı. Ailesi ile iletişimleri ve paylaşımları iyice zayıflamıştı.

Micheal hayatı iyi ve kötü yönleri ile yaşamak gerektiğini o an almamıştı ama artık kumandadan kurtulmak mümkün değildi. Kumandayla yanlış tercihlerde bulunduğu ve kumanda bunları hafızasına aldığı için artık yanlış tercihlerini her yeni durumda otamatik olarak tekrarlamaktaydı. Artık kumanda Michael’in hayatını programlamaktaydı. Michael’in 2. Terfisininde otomatik olarak gerçekleşmesi ve yaşamınn 15 yıl ileriye alınması herşeyi içinden daha da çıkılmaz bir hale getirmişti. Artık çok sevdiği eşi başka birine aitti. Çocukları birer yetişkin olmuştu ve Micheal onların bu çağa gelene kadarki hiçbir anısına sahip değildi. Anne ve babası oldukça yaşlanmıştı. Micheal artık hayal ettiği gibi çok zengindi ama hayal edemeyeceği kadar da yanlızdı.

Babası vefat etmişti onu son bir kez görememiş doya doya sarılamamıştı. Onu son gördüğü anı hatırlamak istediğinde ve kumandayı o an’a programladığında, babasının onunla çıkmak istediği bir akşam yemeği teklifini geri çevirdiği ve onu sözleri ile incittiği bir sahne ile karşılaştı. Bunların hiçbirini hatırlamıyor çünkü hayatını ileri bir tarihe programladığında geçen zamanı onun yerine bir makikeneden farksız kopyası yaşıyordu.

 

Kumanda Micheal hayatını programlamaya devam ederken Onu son olarak kendini oğlunun düğün anına getirir. Micheal kimin düğününde bulunduğunun farkında bile değildir. Oğlunu nikah masasında gördüğünde düğün merasiminin kime ait olduğunu anlayabilir. Düğünde kızının annesinin yeni eşine baba dediğini duyduğu anda kalbi buna dayanamaz ve kendini hastanede bulur.

Hastanede eski eşi ve çocukları başındadır. Konuşma içerisinde oğlunun iş yoğunluğunundan dolayı balayı programını iptal ettiğini öğrenir. Oğlunu hayatını ertelemesi ve sevdikleriyle yeterince vakit geçirmesi için uyarmanın son vazifesi olduğunu düşünerek yatağından kalkar ve oğluna koşar.

Hayatta bazen yaşanılması çok zor anları yaşamak zorunda kalırız. Ama hayat acısı ve tatlısı ile yaşamaya değer. Acı anlarında bize vermek istediği mesajlar vardır onları yaşamak istemez yaşadığımızda sadece olumsuzluklara odaklanırsak bize verilmek istenen mesajı alamayız.  

Aslında hepimizin elinde bir evrensel kumanda var ve hayatımızı bir şekilde programlıyoruz. O dönemde yaşanılması gerekli şeyleri başka tarihlere atıyoruz. Mutlu olmak hayatımıza değer katan insanlara vakit ayırmak için hep bişeylerin düzelmesini bekliyoruz. Kendimize hayatımızdaki bişeyleri yoluna koyarken idealimizdeki günlere ulaşacağımız tarihlere kendimizi odaklarken yıllar akıp gidiyor. Sonra kendimize gelip nerde olduğumuza baktığımızda yanımızda olması gerekenleri göremiyoruz yada onları değişmiş buluyoruz zamanında yaşanmamış ertelenmiş şeylerin artık yaşanamayacağını vaktinin geçtiğini anlıyoruz. Ama zamanı geriye almak herşeye yeniden başlamak artık çok geç kalınmış oluyor.

                     19.03.2008  

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

23/3/2008 - İŞTE BU KADAR İLKELi(!) B BİR TOPLUMUZ

Bu sabah gazete okurken ilginç bir tablo ile karşılaştım. Gazetenin bir sayfasının yarısında başörtüsünü tiye alan karikatürler vardı diğer yarısında ünlü bir markanın başörtüsü reklamı… Hem tiye alnıyor hem de yarım sayfa reklamı yapılıyor gerçekten ilginç bir tablo oluşmuştu. İş reklam yapıp para kazanmaya gelince ilkeler buhar olup uçuyor sanırım J

 

İŞTE BU KADAR İLKELi(!) B BİR TOPLUMUZ

Yorum (6) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

8/3/2008 - Fıkra Arası :)

Çok hoşuma gitti bu fıkra J Ne yalan söyleyeyim kadın güzel bir yöntem bulmuş işe yaradı mı acaba J

Kulağıma Küpe Olsun :)
 Kuyumcuya giren kadın ;

'Şu nikah yüzüğümü kesip bana bir çift küpe yapar mısınız?' diye sormuş.

Kuyumcu yüzüğü eline alıp bakmış, yüzüğün üstünde 'Seni seviyorum' yazıyormuş.

Kuyumcu ;'Hanımefendi, neden bu yüzüğü kestirmek istiyorsunuz? Belli ki bir hatırası var' diye sormuş.

Kadın ;
'Bu benim nikah yüzüğüm. Kocamdan ayrıldım. Şimdi
küpe istiyorum. 'Seni' kelimesi küpenin bir tanesinde, 'seviyorum'kelimesi de diğerinde olsun.'

Kuyumcu yine sormuş 'Neden acaba?'

Kadın 'İleride böyle cümlelerin bir kulağımdan girip diğerinden çıkacağını göstermek için.

 

------------------------------------------------------------------------------------------

 

Karikoca kahvalti yaparken kadin bir anda elindeki tavayi kocasinin kafasina gecirir. Ne oldugunu anlamayan kocasi saskinlikla , neden vurdugunu sorar.
Kadin:
- Dün pantalonunu yikarken cebinde ,üstünde "Cigdem" yazan bir kagit buldum.
Bunun üzerine kocasi :
-Karicim o gecen gün üzerine bahis oynadigimiz atin ismiydi, der.
İki gün sonra yine kahvaltida bu sefer daha büyük bir tava ile kocasinin kafasina öyle bir vurur ki, koca bir kac dakika kendini bilmeden masa üstünde yatakalir. Ayilinca karisina yine durumu sorar :
kadin :
- Dün ,senin "at" aradi !...

Yorum (6) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

8/3/2008 - Heybeliada Gezisi

Hafta sonu Heybeliadaya gittik. Daha önce kardeşimin ve arkadaşları birkaç kez gitmişlerdi ama onlar çok erken saatte gittikleri ve ben uykuma yenik düştüğüm için gidememiştim. Tabi hep uyandığımda pişman oluyordum J Sabah’ın  06’sında da kalkılıp gidilmez ki ama J

Bu kez  akşam iptal edip sabah aniden gitmeye karar verdiğimizden gidiş saatimizde uygun oldu bende katılabildim onlara. Heybeli Ada’ya gittik ve ben daha önce uykuma yenik düşüp onlara katılmadığım için çok pişman oldum L

Gerçekten muhteşem insana huzur veren yerler. Vapur yolculuğuda ayrı keyifliydi biraz üşümemiz dışındaJ Vapurun takip edip atılan simitlerden bir parçasını kapmak için çaba gösteren martıları izlemekte farklı bir zevkti. Bir ara onları izlemeye öyle bir dalmışım ki kardeşimin ‘Aslı Martılarla transa geçti’ sözü ile irkildim. Onları izlerken kafamdan herşey silinmiş. Beyninizin bir süre içinde olsa tamamen boşalması  gerçekten çok rahatlatıcı.

Martıları izlerken bazı martıların atılan simitleri kapmaya uğraşmak yerine bir başka martının ağzına aldığı parçayı ondan almaya çalıştıklarını farkettim. Martılarında fırsatçıları olduğunu düşündüm, kendime kendime tebessüm ettim. Diğer martının ağzından simit parçası almaya harcadığı eforu vapurdan atılanları kapmaya çalışsa belki de daha kolay doyuracak karnını. Ama bazı insanlar gibi bazı martılar içinde başkalarının sırtından geçinmek daha kolay geliyor demek ki.

Eski tip ahşap konaklar,  lüks beton yığınınlarından her zaman bana daha güzel ve asil bir o kadarda mütevazi gelmiştir.  Adada bu tip evlerden oldukça fazla var böyle bir mekanda dolaşmak gerçekten keyif ve huzur vericiydi.

 

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

26/4/2007 - SaNaL OrTaMdA SeVMeDiKLeRiM

Sanal Ortamda Sevmediklerim

 

  1. Msn de titreşim gönderirken ‘Bu kadar sık titreşim gönderemezsiniz’ ifadesi… İstediğim kadar sıklıkla titreşim göndermek istiyorum sanki para ile gönderiliyor... Bu kısıtlamayı hiç sevmiyorum…
  2. Blogcu’da yorum yazarken konu başlığı belirtmek zorunda olmamız… Ben başlıksız yazmak istiyorum belki neden zoraki başlık yazmak zorunda bırakılıyoruz anlamıyorum.
  3. Bloglar’da bir yorum yapmayan veya bir selam vermeyen kişilerin beni arkadaş listesine eklemeleri.... Sadece arkadaş listesinin kabarık görünmesi için başvurulan bu yöntemi sevmiyorum… Şuan arkadaş listeme eklenmeyi bekleyen 46 kişi var ve inatla onları eklemiyorum…
  4. Hiç tanımadığım bloğuma ilk defa gelen kişilerin cboxıma veya yorum olarak msn adreslerini veya telefon numaralarını bırakmaları…
  5. Herhangi bir yere üye olurken ve dosya indirirken girilmesi gereken güvenlik kodlarının acayip acayip şekillerde yazılması… Okuyamıyorum yahu… Sürekli yeniden yazmak zorunda kalıyorum ve bazı sitelerde kodu yanlış yazdığınızda girdiğiniz tüm bilgiler siliniyor… Hepsini tekrar girmek büyük bir işkence… Neden kodları normal karakterlerle yazmıyorlar anlamış değilim…
  6. Bir şey arıyorsunuz herhangi bir form alanında tam istediğiniz şeyi buluyorsunuz ve karşınıza şöyle bir ifade çıkıyor ‘Linkleri görebilmek için üye olmanız gerekli’. Neden bir daha hiç girmeyeceğim bir siteye bir linki görebilmek için üye olayım ki? Zaten sitenin benim için ileride gerekli olacağını bilsem üye olurum değil mi? Üye sayıları ile övünmek ve daha fazla reklam alabilmek için… Yüzde kaçı aktif üye?

 şimdilik bu kadar:)

Yorum (11) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

11/4/2007 - Bu SoN SoBe

 

Sobe rüzgarına bir kez kapıldınız mı artık kurtulmak ne mümkün… Yine sobelendim ama bu son… Artık bu blogda sobe oynamak kesinlikle yasaklanmıştırJ

 

Bu kez de blogcu aksicocuk http://aksicocuk.blogcu.com/ beni sobelemiş… Aksiyim heryerde belli ederim diyor arkadaşımızJ

 

Bu da değişik bir sobeleme kurala göre hayalinizdeki kişiyi ve en büyük hayal kırıklığınızı anlatmanız gerekiyor… Evet şimdi sobenin gereklerini yerine getirelim…

 

Hayalimdeki kişiden başlayalım…

 

Hayallerimde ki kişinin hayallerimde hapsettim ve oradan çıkamasın istiyorum… Bu nedenle onu oradan çıkaracak bir ipucu vermek istemiyorum… Lütfen özel hayallere saygıJ

 

Gelelim en büyük hayal kırıklığıma…

 

Bunu çok düşündüm ama içimi çok acıtan bir hayal kırıklığı yaşamış olmalıyım ki aklıma ilk gelen bir şey olmadı… Aklımdan bir çok şey geldi ama hiçbiri baskın çıkmadı… Hayal kırıklıklarım oldu elbette o an için çok üzüldüğüm neden böyle dedirten kırıklıklar yaşadım ama çok büyük izler bırakmalarına izin vermemeyi tercih ediyorum… Sonuçta hayallerim bir yerlerde kırılırken yeni hayallere yelken açabiliyorum… Hayatta her şeyin istediğimiz gibi olmayacağı gerçeğini kabul etmek zorundayız elbette hayallerimiz kırılacak ama kırılan hayallerimizin, umutlarımızı ve yeni hayallerin peşinde koşma şevk ve cesaretimizi de beraberinde götürmesine izim vermemeliyiz…

 

Kimseyi sobelemiyorum… Çünkü sobelersem bunun ardının arkasının kesilmeyeceğini biliyorum… Deneyimlerle sabittirJ

Yorum (6) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

9/4/2007 - YeNiDen SoBe RüZGaRLaRıNa YeNiK DüŞtÜm

Bloglardaki sobe oyunlarına katılmayacağım şeklinde bir karar almıştım ama sanki blogcu arkadaşlarım beni bu kararımdan vazgeçirmek için el birliği yapmışlar… İki ayrı arkadaşım tarafından sobelendim… Değerli arkadaşlarım blogcu ahmetde (http://ahmetde.blogcu.com) ve blogcu success (http://success.blogcu.com/ ) beni sobelemişler… Bloglarda adımın inatçıya çıkmaması için sobelerinin gereğini yerine getireceğim yoksa yakında aslıhanca değil inatçı olarak anılmaya başlayacağımJ

 

Sevgili ahmetde’nin sobesi gereği 5 bloğu tanıtmam gerekiyor… Gerçekten zor bir seçim olacak diye düşünürken aklıma arkadaş listemden gözüm kapalı seçim yapmak geldi bakalım kimler çıkacak.

 

Şimdi ilk seçimimi yapıyorum…

 

  1. Gerçekten böyle tesadüf olmaz en iyi blog arkadaşlarımdan biri çıktı. Blogcu beyazkedim (http://beyazkedim.blogcu.com/)

 

Beyazkedim denilince aklıma ilk gelen şey gezi oluyor. Beyazkedim gezmeyi çok seven gezdiği yerleri ve güzelliklerini bizimle paylaşan blogcu arkadaşımız… Öyle bir anlatıyor ki anlattığı yerleri gezmiş kadar oluyoruz. Zaman zaman onun kadar gezemediğim için kıskandığımda olmuyor değil haniJ

 

Onu birde soğuk algınlıkları ile hatırlıyorum ne zaman bloğuna gitsem ‘ben yine hastayım’ şeklinde bir başlıkJ Eeee bu kadar gezinin bir bedeli olacak tabiJ

 

  1. Evet sıra geldi 2. seçime bakalım kim çıkacakJ Olmaz samatracik2006 (http://samatracik2006.blogcu.com/)  çıktı. Olamaz diyorum çünkü uzun zamandır ziyaretime gelmeyen bir blogcu arkadaşımdır kendisi hatta bloğuna beni ziyarete gelene kadar gitmeyeceğim diye karar almıştım… Bugün benim kararlarımdan vazgeçme günüm mü???

 

Samatracik2006 hakkında ne söylesem ki… Tanıdığım en kötü blogculardan biri… Kötü derken şahsı ile ilgili değil… Blogculuğu kötü… Öncelikle hiç misafirperver değil… Gidersiniz bir hoş geldin nasılsın ne yapıyorsun diyen çıkmaz… Bloğuna girdiğinizde kendinizi adeta terkedilmiş bir mahsene girmiş gibi hissedersiniz… Haftalarca aylarca bir değişiklik olmaz bloğunda… Yazılarınıza lütfen yorumlar yapar ya da yapma zahmetine bile katlanmaz… Yazılarından bazen aşırı duygusal dönemler yaşadığını anlıyoruz sadece o zamanlarda kendisi yazıyor yada güncel olaylar hakkında yorum yazıları oluyor(genelde çok kızdığı bir olay olduğunda) onun dışında mesaj veren alıntılar yapıyor… Birazda iyi yönlerinden bahsedelim mesela yazılarına kullandığı resimleri beğeniyorum özenle seçilmiş resimler oluyor gerçekten…

 

  1. Şimdi 3.seçimimiz… vaktivisal (http://vaktivisal.blogcu.com/). Vaktivisal bloğuma ilk geldiğinde bloğum çok beğendiğini söylemişti bende onu acemi blogculardan sanmıştım taaaki bloğuna ziyaretine gidinceye kadar… Baktımki vaktivisal’in bloğu benim bloğumdan kat kat daha güzel… Kırmızı ve siyahın harika uyumu… Güzel derli toplu bir dizayn… Benim bloğumla fazla ilgilenemediğim dönemlerde tanıştığımız için çok fazla ziyaretlerimiz olmadı yeni tanışmış olmamıza rağmen sıcak bir iletişim kurmayı başarabildiğimi düşündüğüm  blogculardan biridir kendisi…
  2. Evettttt 4. talihlimiz bluepoison (http://bluepoison.blogcu.com/ ) Tüm güzel ve saf duyguları mavi ile özdeşleştirmiş bir arkadaşımız kendini blogculuğa başladığım ilk günlerden beri tanırım… Mavi ağırlıklı çok hoş bir bloğu var… Arkadaşlığa ve iletişime önem veren hal hatır sormayı ihmal etmeyen çok nazik bir bayan kendisi…bloğundaki herşey yazı karakterlerine varıncaya kadar çok özenli bir bayanın elinin değmiş olduğu ilk bakışta hemen anlaşılıyor…

 

  1. Son talihlimiz kim olacak??? Hmmm sevgili Gülümcan (http://gulumcan.blogcu.com/)

 

Gülümcan bloglardan önce tanıyorum…. Benim yeni nesilimJ Benden bir hayli küçük olduğu için ona yeni nesil diye hitap ederim… Blog dünyasına hızlı bir giriş yaptı kendini sonradan blogcu olmasına rağmen bizleri geride bıraktıJ Eee gençlik işte hızlı oluyorlar… Fix cümlesi ‘abla bişey sorabilir miyim?’dir… Bu kadar çok soracak şeyi nerden buluyor bende bilmiyorumJ Tam bir yorum dilencisi hatta bloğuna girerken yorum yapmanız konusunda uyaran bir mesajla karşılaşıyorsunuz… Ayrıca benim üzerimde psikolojik bir baskı kurmakta üstüne yok… Her geldiğinde yeni bir yazı görmek ister, yeni bir yazı yoksa kurtulun dilinden kurtulabilirseniz… Sanırım bu aralar işleri biraz yoğun fazla uğrayamıyor bende rahatça tembellik yapıyorum yeni yazılar yayınlamıyorumJ 

 

 

Şimdi bu arkadaşlarımın her biride 5 bloğu tanıtmakla mükelleflerJ Kolay gelsin ne diyelimJ

 

 

Ben 2. sobemim gereğini yerine getireyim…. Sevgili blogcu arkadaşım success’in sobesi gereği bir anımı anlatmam gerekiyor… Çok sevdiğim bir arkadaşımın da dahil olduğu bir anımı anlat istiyorum.

 

Üniversite yıllarının bana kazandırdığı en güzel şeylerden biri de sevgili Ülkühan’ın dostluğudur. Ülkühan üniversite bittikten sonra bizi ziyarete gelmişti. Üniversitede iken en sevdiğimiz şeylerden biride film alıp birkaç arkadaş bir araya gelerek izlemekti… Genellikle korku fimleri alırdık… O yılları yad etmek için korku filmi aldık ben en  küçük kardeşim ve ülkühan benim odamda filmi izliyorduk… ‘Halka’ belki izlemişsinizdir.  Benden bir yaş küçük olan kardeşim korkutuğu için izlemek istemedi… Evimiz giriş katta ve yaz olduğu için odamdaki küçük balkonun kapısı hafif aralıktı… Filmin en aksiyon dolu yerlerindeydi ülkühan dışarıdan bir ses duymuş ve orada biri var buraya geliyor diye bağırmaya ve kaçmaya başladı ben ona sıkıca tuttum kimse yoktur dedim ama tutmak ne mümkün kardeşimle ülkühan bağırarak çoktan odayı terk etmişlerdi… Ben balkon kapısına yöneldim perdeyi açacaktım ki tam o sırada kapıyı birinin iyice açmak için zorladığını farkettim sonra bir süre uğraştık o kapıyı açmaya bende kapatmaya çalışıyordum nihayet ben galip geldim ve kapıyı kapattım… Perdeyi açtım kim olduğuna bakmak için baktım ki filmi izlemek istemeyen kardeşim… Bizi korkutmak için diğer balkondan inmiş arka taraftan bizim balkona gelmişJ Uzun bir süre güldük ve hepsi benim hangi cesaretle orada kaldığımı ve kim olduğuna bakmak için perdeyi açtığımı sorguladılar… Bu tür durumlarda biraz soğuk kanlıyım galiba siz olsanız ne yapardınız… Birisi kapıyı zorluyor siz kim olduğunu bilmiyorsunuz kapıyı kapatmaya çalışıp kim olduğuna bakmazmıydınız???

             

 

 Şimdi üç blogcu arkadaşımı seçmen gerekiyor bir anılarını anlatmaları için… Kimi seçelim

1.    senfoni http://senfoni.blogcu.com/

2.    thares   http://thares.blogcu.com/

3.    beyazatliprens http://beyazatliprens.blogcu.com/

 

 

    Sobelenmeyi sevmeyen 3 arkadaşımı seçtimJ

           

 

 

 

 

Yorum (11) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

8/4/2007 - BeNiM ArŞiViM

 

BENİM ARŞİVİM

 

Üniversite 3. sınıfta iken tesadüfen girdiğim bir sitede ‘kitap incelemeleri yazmak ister misiniz?’ şeklinde bir ilan ile karşılaşmıştım. Sözel iletişimime güvenirdim ama yazmak konusunda hep zayıf olduğumu düşünürdüm. Yazı kabiliyetimi geliştirmek istiyordum bu ilan benim için iyi fırsat olabilirdi. Eğer bir sorumluluk altına girersem ancak bu konunun üzerine eğilebilir ve kendimi geliştirebilirim diye düşünmüştüm. Sitede yazmak için istenilen bir kitap için yazılmış inceleme yazısıydı… Sitedeki diğer inceleme yazılarını ve örnek formatı inceledim eve gittiğimde ilk işim daha önce okumuş olduğum ve çok etkilendiğim “%100 Düşünce Gücü isimli kitabın incelemesini yazmak” oldu. Yakın arkadaşlarıma yazımı okudum onların görüşlerini aldım ve son şeklini vererek site yetkililerine gönderdim… Daha sonra yazımın beğenildiğini ve site yazabileceğimi bildiren bir mail aldım ve o günden sonra yazmaya başladım… Blogcu ile tanışana kadar sadece kitap incelemeleri yazıyordum. Başlı başına bir konu seçip onun üzerine bir yazı yazmayı hiç denememiştim bu konuda kendime çok güvendiğimde söylenemezdi… Ama kendimi bu konuda geliştirmenin de tek bir yolu vardı oda sorumluluk almak ve denemek… Şimdi yazılarımı bir arada görünce iyi ki denemişim diyorum… Belki çok amatörce yazılar ama ben onları seviyorum çünkü benden izler taşıyorlar, düşüncelerim, değerlendirmelerin, doğrularım ve yanlışlarımla benim hakkımda, sizlere küçük mesajlar veriyorlar… Benimle birileri arasında bağ kuruyorlar…

 

Her yazı sahibinin profilini gizler içinde… Vurgulanan kelimeler, cümlelerin kuruluşu, dizilişi, üslup, konuyu ele alış yöntemi hepsi sahibin profili için birer ipucudur… İnsanları kelimeleri ile tanımak…

 

 

Bugüne Kadar Neler Yazmışım Sizlerle Neleri Paylaşmışım…

 

 

KADIN

 

Kadınların özlerine yabancılaştırılması http://aslihanca.blogcu.com/1567888/

Evlilik (?) Kölelik (?) http://aslihanca.blogcu.com/1570761/

Anadolu Kadını http://aslihanca.blogcu.com/1579234/

Feminizm Bilinçaltı http://aslihanca.blogcu.com/1579395/

Erkek Olmak Bir Ayrıcalık Kadın Olmak… http://aslihanca.blogcu.com/1594226/

8 Mart http://aslihanca.blogcu.com/2198751/

 

 

BENİM PENCEREMDEN

 

Korkarak Yaşıyorsan http://aslihanca.blogcu.com/1567782/

Sessiz Geminin Sessiz Çığlığı http://aslihanca.blogcu.com/1578892/

Tek Başınıza Düzeni Değiştirebilir misiniz? http://aslihanca.blogcu.com/1579118/

Ne Zaman Keşke Denir? http://aslihanca.blogcu.com/1579143/

Zeka Eş Seçiminde mi Belli Olur?  http://aslihanca.blogcu.com/1579215/

Duyguları Okutmak http://aslihanca.blogcu.com/1579310/

Siz Birilerinin Duygularını Okumayı… http://aslihanca.blogcu.com/1579345/

Bir Irkın Kaderinde İzler Bırakan Kadın http://aslihanca.blogcu.com/1579380/

İnsanın Bir Şekli Olmalı http://aslihanca.blogcu.com/1579419/

Ne Zaman http://aslihanca.blogcu.com/1631391/

Hangisi Diğerini Tarihe Karıştırdı http://aslihanca.blogcu.com/1611209/

Daha Doğmadan http://aslihanca.blogcu.com/1703937/

Sevinelim mi Üzülelim mi? http://aslihanca.blogcu.com/1735177/

Kendi Kendini Değersizleştirme http://aslihanca.blogcu.com/1631503/

Hayat Seçimlerden… http://aslihanca.blogcu.com/2066546/

 

 

BENİM İÇ DÜNYAMA AÇILIMLAR

 

Ben http://aslihanca.blogcu.com/1916825/

Affet Beni Lütfen http://aslihanca.blogcu.com/1928601/

Hiç Kendinize Elveda Dediniz Mi? http://aslihanca.blogcu.com/1858589/

İçimizdeki Boşlukları Dolduranlar… http://aslihanca.blogcu.com/1796423/

Geleceksen http://aslihanca.blogcu.com/1677526/

Ben Büyükbabamlarla Geçirdiğimiz Bayramları http://aslihanca.blogcu.com/1624423/

Ben Bir Ağaç Olmak İsterdim http://aslihanca.blogcu.com/1579266/

Sana İhtiyacım Yok! Maskesi http://aslihanca.blogcu.com/1579069/

Kopsun Artık Bu Fırtına http://aslihanca.blogcu.com/1578948/

 

 

SİZLER İÇİN

 

Geç Kalmış Bir Tebrik http://aslihanca.blogcu.com/1570821/

Onlar Uyurken Bizimle Paylaştıkların http://aslihanca.blogcu.com/1631411/

Bloglar Sahipleri İle Anlamlı ve Güzel http://aslihanca.blogcu.com/1578990/

Peki Ya Sizin Kafanızdaki Resim http://aslihanca.blogcu.com/1579016/

Candan Hanımla Candan Bir Sohbet http://aslihanca.blogcu.com/1579043/

 

 

KİTAP

  • Siyasi- İdeolojik

Rabıta http://aslihanca.blogcu.com/1570733/

Üçünçü Dünyadan http://aslihanca.blogcu.com/1579160/

Terörsüz Özgürlük http://aslihanca.blogcu.com/1579292/

Sistem İçinde Kadın http://aslihanca.blogcu.com/1570606/

 

  • Roman

Düzceli Mehmet   http://aslihanca.blogcu.com/1567619/

Aysel http://aslihanca.blogcu.com/1567657/

Kendini Arayan Adam http://aslihanca.blogcu.com/1570640/

Yüreğinin Götürdüğü Yere Git http://aslihanca.blogcu.com/1570655/

 

  • Felsefi

Ölesiye Sevmek http://aslihanca.blogcu.com/1579176/

Sevgili Mathilda http://aslihanca.blogcu.com/1579365/

 

  • Kişisel Gelişim

Ustalık http://aslihanca.blogcu.com/1567671/

%100 Düşünce Gücü http://aslihanca.blogcu.com/1567684/

Sınırsız Güç http://aslihanca.blogcu.com/1567748/

Duygusal Zeka http://aslihanca.blogcu.com/1570690/

Kendime Engel Olmayacağım http://aslihanca.blogcu.com/1578876/

Sadece Aptallar 8 Saat Uyur http://aslihanca.blogcu.com/1578910/

Martı Jonathan http://aslihanca.blogcu.com/1579101/

Savaşçı http://aslihanca.blogcu.com/1579192/

Ruhsal Zeka http://aslihanca.blogcu.com/1579329/

Ferrarisini Satan Bilge http://aslihanca.blogcu.com/1631444/

 

 

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Benim hayata ve olaylara bakış açım....

Kategoriler

Arşivim

KADIN

Kadınların özlerine...

Evlilik (?) Kölelik (?)

Anadolu Kadını

Feminizm Bilinçaltı

Erkek Olmak ? Kadın Olmak?

8 Mart

BENİM PENCEREMDEN

Heybeliada Gezisi

Emperyalizmin Çarkları

Hatalar ve Pişmanlıklar

Sevgi ve Konum

Sezgisel ve Duyumsayan …

Dışa ve İçe Dönük …

Muhtaç Olduğumuz Kudret

Kimin Torunlarıyız

Kimin Torunlarıyız

Özel Günleri Sevmiyorum

MASALlar ve Masalcıklar

Arı Olmayı…

Şekilsel Odaklı…

İçindeki Çocuğu…

Sanal Ortamda Sevmediklerim

Korkarak Yaşıyorsan

Sessiz Geminin Sessiz...

Tek Başınıza Düzeni...

Ne Zaman Keşke Denir?

Zeka Eş Seçiminde...

Duyguları Okutmak

Siz Birilerinin Duyguları...

Bir Irkın Kaderinde...

İnsanın Bir Şekli Olmalı

Ne Zaman

Hangisi Diğerini Tarihe...

Daha Doğmadan

Sevinelim mi Üzülelim mi?

Kendi Kendini Değersizleştirme

Hayat Seçimlerden…

BENİM İÇ DÜNYAMA AÇILIMLAR

Ben

Affet Beni Lütfen

Hiç Kendinize Elveda Dediniz Mi?

İçimizdeki Boşlukları Dolduranlar…

Geleceksen

Ben Büyükbabamlarla...

Ben Bir Ağaç Olmak İsterdim

Sana İhtiyacım Yok! Maskesi

Kopsun Artık Bu Fırtına

SİZLER İÇİN

Goblen Sanatı

Geç Kalmış Bir Tebrik

Onlar Uyurken Bizimle Paylaştıkların

Bloglar Sahipleri İle Anlamlı ve Güzel

Peki Ya Sizin Kafanızdaki Resim

Candan Hanımla Candan Bir Sohbet

KİTAP

Siyasi- İdeolojik

Rabıta

Üçünçü Dünyadan

Terörsüz Özgürlük

Sistem İçinde Kadın

Roman

Düzceli Mehmet

Aysel

Kendini Arayan Adam

Yüreğinin Götürdüğü Yere Git

Felsefi

Ölesiye Sevmek

Sevgili Mathilda

Güncel

Güzellik Bakan Gözeymiş

Kişisel Gelişim

Ustalık

%100 Düşünce Gücü

Sınırsız Güç

Duygusal Zeka

Kendime Engel Olmayacağım

Sadece Aptallar 8 Saat Uyur

Martı Jonathan

Savaşçı

Ruhsal Zeka

Ferrarisini Satan Bilge

Arkadaşlarım

askicin
donence
onlaruyurken
ahmetde
oblomov
omerinal
sukruyilmaz
bembeyazsayfam
ustaplan
mizahhh
beyazatliprens
hvvnr2000
karamuratefsanesi
bluepoison
garipyolcu
acihuzun
karcai
yalinhastasi
mehpareogt
muhalefetim
beyazkedim
keremoz
samatracik2006
gulumcan
sirin1982
nuranayaan
firtinatepesi
apolitik
yagmur056
egeberkay